Son birkaç gündür sokaklarda yaşananlar baktıkça 1970’li yılları hatırladım. Gençliğimizdeki olaylar gözümün önünde canlandı. “KİM VE NE İÇİN?” sorusunun cevabını aradım yıllarca.
Evet sevgili dostlar, kavgalarla büyüdü çoğu insan. Kavgayı maharet sayanlarla, kavgaları eziyet sayanların aralarında kaldığımız günler oldu. Dönüp geriye baktığımız zaman kocaman bir hiç!
Ama her kavga ertesi, yenilmişliklerimizin arasında kalsak da hep hatırlanacak masum heyecan kalıntılarıydı kavgalarımız. Önce hayata tutunma sevdası çerçevesinde belki de doğum sancısı eşliğinde dünyaya gelme kavgasından galip çıktı çoğumuz.
Derken dünyaya kafa tutarcasına ayakta kalma çabası izledi kavgalarımızı. Sokak ortasında top kavgalarını saymazsak ilk ciddi kavgalar ergenlik çağında esmişti başımızda.
Bir kıza sevdanızı göstermenin en belirgin yoluydu kavga etmek. Belki de büyümenin ispatıydı. Kavgalar daha sonraları şekilden şekle girmeye başladı.
Kimisi siyasetini alet etti kavgalara, kimisi menfaatini. Ne siyasetin kavgacılarını, ne de menfaati peşinden koşanları tatmin etmedi kavgalar. Şekilden şekle sürüklendi.
Sonra sonra, büyüdükçe bedenler küçüldü beyinler. Anneyi babayı kavgaya çağırdı kemiksiz diller. Derken kardeş kardeşe düştü (düşürüldü). Derken kavgaların da tadı kaçtı.
İnsan insanla yetinmedi; hayvanata saldırdı. Zevk için insan, kovaladı hayvan kaçtı. Bu ne biçim bir kavgaydı ki buna niceleri şaştı. İnsan yetinmedi hayvanlarla, dağa, taşa ormana saldırdı. Yaktı yıktı.
Bu kavganın ahlakı yoktu ama her şeye rağmen yine de insan haklıydı. Ne de olsa bu bir kavgaydı. Nihayet bulur sanıldı bu kavga, insan toprağa mahkûm kalınca.
Ama kavga bir kere başlamıştı. Her ölen insanın ardından geride kalanlar mirasını paylaşma kavgasına tutuştu. Ne kavga edenlere kaldı bu miras ne de kavga edeceklere kalacaktı.
İnsana bir gün sorulduğunda “Neden ömrün böyle kavgalarla geçti?” diye, insan bütün yaptığı kavgalarına bir mazeret buluverdi: “HAYAT KAVGASI.” İster inanın ister inanmayın.
Malumdur ki her kavganın bir hilesi, her oyunun bir mızıkçılığı olurdu. Ve insan bunu en iyi şekilde oluştururdu. Her kavga edenin kendince haklı bir bahanesi vardı. Kimi “EKMEK KAVGASI” dedi, kimi de “Hayat kavgası.”
Peki insanoğlu hiç mi ders almaz ki geçmişten? Belli ki almamışız. Hala birilerinin peşine takılıp kavgaya tutuşuyoruz. Manzara gösteriyor ki hala 1970’li yıllardan medet umanlar var.
Lakin şu unutulmamalı ki, camdan köşklerde oturup kendi koltukları için insanları kavgaya tutuşturanların tuzu kuru! Ha bir kişi yaralanmış ha 10 bin kişi. Tek dertleri insanı PİYON gibi kullanıp koltuklarını sağlamlaştırmak…
Bu söylediklerimi inkâr edenler olacaktır. Fakat geçmişe bir bakıverin bakalım neler olmuş, kimler kazanmış kimler kaybetmiş. Onca yitip giden cana rağmen hala doymamış bu düşünceler, kine, nefrete, kana!
Nihayetinde kavgalar tükenmese de biz sözümüzü tüketelim artık. Kavga edenler, her ne iş için kavgaya tutuşursanız tutuşun elbet sizler için de gönül yapmaya gelecek insanlar olacaktır.
En azından onlar geldiğinde kavganıza ara verin. Gönül erlerinden gönül sofrasına kavgasız gürültüsüz bir söz: “Benim bunda kararım yok, bunda gitmeye geldim / Bezirganım matahım çok, alana satmağa geldim. / Ben gelmedim da’vi için benim işim sevi için / Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim.(Yunus Emre)
Yazar Nilgin Bodur’un eserinden bir alıntı yapalım bakalım ne demiş? “Gün gelir...
Hırsızlar zengin / Metresler eş / Serseriler adam olur / Odundan kapı, taştan saray olur/ Gün gelir Kezbanlar destan / Onları destan yapanlar mestan olur/ Gün gelir… Çivisi çıkar dünyanın/ Konuşamayanlar hatip / Şifa veremeyenler tabip /Yazamayanlar kâtip olur / Ama yine öyle bir gün gelir ki / işler ters döner / Aldatan, bir gün sadakat için / Çalan, bir gün adalet için / Döven, bir gün şefkat için yalvarır / ‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir şah olur / Şaha da fazla güvenme / Gün gelir mat olur.”
Şimdi bugün sokaklara çıkıp kavga edenler ileriki yıllarda bir makama mevkiye geldikleri zaman yaptıklarının hepsinin boş olduğunu görecekler. Çünkü kazananın onlar değil ŞAH olup bir süre sonra MAT olanların olduğunu görecekler.
Ben bunu bilir, bunu hatırlatırım aklımın yettiğince. Neyse, kavganızın da muhabbetinizin de sevda kokması dileğiyle iyi haftalar dileyelim ve yazıyı böylece sonlandıralım.